24 Ağustos 2019 Cumartesi

ÜLFET

Gördüğümüz her şeyde Allah'ın varlığına deliller vardır, her şeyde vardır ama bir zerreye de baksak Allah'ın birliğine delil vardır. İlla kainatın tamamını bütünün nazara alman veya zaman sal olarak bütününü nazara alman sonlara gitmene gerek yok, Kur'an bize şuanda yapılan faaliyetlerin faili idare edici doğrudan Allah'dır. Bizim kafamızda ki İlah sadece evreni başlatan yada tasarlayan bir İlah olarak görüyoruz. İlk canlıyı yaratan Allah olduğu gibi şuan da yaratılan her şey doğrudan Allah'dır.





Bizlerin kafalarının karıştığı çok yerlerden bir tanesi de bu tevhit inancını Allah'ın varlığı birliği gibi konuları ispatlamalarımız da sürekli olarak ilk canlıya yada bigbang'e kaçmalarımız oluyor, yanlışlığı burada yapıyoruz. Ne yani ilk canlıyı Allah yarattı tamam e şu anda yaratmıyor mu yani ne oldu ? Neden ilk canlılara kadar falan gidiyoruz? bizim tevhit inancımız Kur'an'ın bize söylediğinden farklı düşmüyor mu bakalım.

Eşhedü enla ilahe illallah, demek Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur demek. Ben şuanda buna şahit olmam gerekmez mi, görmem gerekmez mi? zamanı bir şerit halinde açarsak yatay bir inanç ile başlatan bir ilah değil Kur'an'ın bize söylediği, dikey bir inanç tarzında daima faaliyetlerin faili doğrudan doğruya Allah'mış.

Kur'an sürekli bitkilerin çıkışı,yapılışı , yağmurun yağması tarzında her an ile ilgili bir sorgulama yapmamızı düşünmemizi istiyor bizden. bir faaliyetin gerçekleşebilmesi için anbean yaratılması gereklidir. Şu anda biz anbean yaratılmaya devam ediyoruz, Allah'ın el-Hayy ismiyle bizler sürekli olarak hayatlandırılıyoruz, vücudumuz da her gün 50 bin hücre ölüyor ve 50 bin hücre yenileniyor, farkında değilsin ama vücudun da şuanda gerçekleşen milyarlarca olay oluyor ve bunları kim yapıyor atomlar mı ? atomlar da bunları yapacak ilim, irade, kudret, hayat var mı? hayatın olmadığı yerde diğerlerini konuşmaya gerek yok da biz genede söyleyelim.

Bizlerin aklımızı vurulan prangalar yüzünden kısıtlı düşünmemiz yüzünden belli bir yere dikta edilmemiz yüzünden dogma düşüncelere maruz kaldığımızdan hayret edemiyoruz, Marifetullah katili oluyoruz. Ülfet ( alışkanlık ) bizlerin en çok yakalandığı hastalık. insanları fikren dalalete atan sebeplerden biri ÜLFETİ İLİM TELAKKİ ETMELERİDİR. odun-meyve, odun-meyve, odun-meyve. Yeter da anladık işte. Meyve niye var odun var öncesinde, bal niye var arı var öncesinde, süt niye var inek var öncesinde. Yani melufları olan, ülfet ettikleri her seferinde korelasyon la alışmış şeyleri kendinlerince malum(ögrenilmiş) bilirler. Hatta, ülfet dolayısıyla adiyata(sıradan şeyler) teemmül edip ehemmşyet vermezler. Yaprağın düşmesi adi yanı sıradan her zaman olan bir şey gibi görülmeye başlanıyor. Hayret katili olunuyor

Kur'an sürekli bitkilerin çıkışı,yapılışı , yağmurun yağması tarzında her an ile ilgili bir sorgulama yapmamızı düşünmemizi istiyor bizden. bir faaliyetin gerçekleşebilmesi için anbean yaratılması gereklidir. Şu anda biz anbean yaratılmaya devam ediyoruz, Allah'ın el-Hayy ismiyle bizler sürekli olarak hayatlandırılıyoruz, vücudumuz da her gün 50 bin hücre ölüyor ve 50 bin hücre yenileniyor, farkında değilsin ama vücudun da şuanda gerçekleşen milyarlarca olay oluyor ve bunları kim yapıyor atomlar mı ? atomlar da bunları yapacak ilim, irade, kudret, hayat var mı? hayatın olmadığı yerde diğerlerini konuşmaya gerek yok da biz genede söyleyelim. 
Bizlerin aklımızı vurulan prangalar yüzünden kısıtlı düşünmemiz yüzünden belli bir yere dikta edilmemiz yüzünden dogma düşüncelere maruz kaldığımızdan hayret edemiyoruz, Marifetullah katili oluyoruz. Ülfet ( alışkanlık ) bizlerin en çok yakalandığı hastalık. insanları fikren dalalete atan sebeplerden biri ÜLFETİ İLİM TELAKKİ ETMELERİDİR. odun-meyve, odun-meyve, odun-meyve. Yeter da anladık işte. Meyve niye var odun var öncesinde, bal niye var arı var öncesinde, süt niye var inek var öncesinde. Yani melufları olan, ülfet ettikleri her seferinde korelasyon la alışmış şeyleri kendinlerince malum(ögrenilmiş) bilirler. Hatta, ülfet dolayısıyla adiyata(sıradan şeyler) teemmül edip ehemmşyet vermezler. Yaprağın düşmesi adi yanı sıradan her zaman olan bir şey gibi görülmeye başlanıyor. Hayret katili olunuyor
Kur'an sürekli bitkilerin çıkışı,yapılışı , yağmurun yağması tarzında her an ile ilgili bir sorgulama yapmamızı düşünmemizi istiyor bizden. bir faaliyetin gerçekleşebilmesi için anbean yaratılması gereklidir. Şu anda biz anbean yaratılmaya devam ediyoruz, Allah'ın el-Hayy ismiyle bizler sürekli olarak hayatlandırılıyoruz, vücudumuz da her gün 50 bin hücre ölüyor ve 50 bin hücre yenileniyor, farkında değilsin ama vücudun da şuanda gerçekleşen milyarlarca olay oluyor ve bunları kim yapıyor atomlar mı ? atomlar da bunları yapacak ilim, irade, kudret, hayat var mı? hayatın olmadığı yerde diğerlerini konuşmaya gerek yok da biz genede söyleyelim. Bizlerin aklımızı vurulan prangalar yüzünden kısıtlı düşünmemiz yüzünden belli bir yere dikta edilmemiz yüzünden dogma düşüncelere maruz kaldığımızdan hayret edemiyoruz, Marifetullah katili oluyoruz. Ülfet ( alışkanlık ) bizlerin en çok yakalandığı hastalık. insanları fikren dalalete atan sebeplerden biri ÜLFETİ İLİM TELAKKİ ETMELERİDİR. odun-meyve, odun-meyve, odun-meyve. Yeter da anladık işte. Meyve niye var odun var öncesinde, bal niye var arı var öncesinde, süt niye var inek var öncesinde. Yani melufları olan, ülfet ettikleri her seferinde korelasyon la alışmış şeyleri kendinlerince malum(ögrenilmiş) bilirler. Hatta, ülfet dolayısıyla adiyata(sıradan şeyler) teemmül edip ehemmşyet vermezler. Yaprağın düşmesi adi yanı sıradan her zaman olan bir şey gibi görülmeye başlanıyor. Hayret katili olunuyor

28 Haziran 2015 Pazar

bu gecenin işcisiyim

zamanın hiçliğindeyiz kaybolmuş sessizliğiz
eskileri ayıklıyacak çercevelerden kesiğiz
bütün olan bu esrarın gizliliğinde miyiz
ucu bucaksız olan boşluğun içindeyiz
hayali çizgiler hayal dünyamda dizginlenir
ağır gelir tartılara bir çocugun kini
debreşiyor hatırama çocukluğum üstümdeki kiri
baygınlık geçirmiş kapıldı bütün endişem sana
aynalandı yüzler baktığım hiçliğe ulaş bana
seyahatler içimde hiç parlamadı
düşünceler bir volkanik dağ her kelime püskürmesinde
hiç bitmiyecek asırlarca yazsamda
ne oldugum belli değil kara bir yüzüm
bir vahşetin esrarengiz bilimiyim
vakit doluyor olmayan canlılar üzerinde yoğunlaşıyorum
yokoluşumu kimligimde varoldugumda gizliyorum
ürpertiyor korku salı hep bi yosun tutar sonu
boynumda bir ilmik irdeleme sen
ikilemde değil beynim eskiten beni sen
güneş sisteminin nasıl calıştıgını bilmem ben
yüksekteki kayanın dağa gömüşmül haliyim ben
hiç tanımadığın ölüm çevirecek seni kuşatmada
okyanuslar dalgalarını zifiri karanlıkta kabartması
hiçliğe kimsesiz zamanın kalmadı da hiçbir tadı
kurtlancak için biz bitirecez kendimizi
kutuların içindeki sökülen ilmikler gibi
bir çocugun gözündeki istediği o ayakkabı gibi
camın arkasında kalıyor iniyor kepenkler

9 Haziran 2015 Salı

Bunu ben böyle bildim

bu hastalık tüm vücudumdayken öldügüme inanma
ses istemem senden gürültün basar kana
elimde kemikten bir vücut, aklımda buna
yaşamak bedene zarar veren canlı, ve suç işleniyor odamda

gereksizdir kalp bi hastalığın icindeyim
ben 96 dan beri yaşıyan ölülerdenim
vücudum bana ihanet ediyor bunun ötesi nedir
ateşin tam ortasına yüksekten düşmekteyim

ekseninde dolanan yalanların etkisi
kapat gözlerini gördügün gözlerimin açıkken gördüğümün olması
düşün düşlerinden nankörlük kanıma işliyen zanlı
resimlerde bulacağın ne hic arkadaşım kalmadı, olmadıda

bunu ben böyle bildim bu yüzdendir sürgün edilişim
kendi hayal dünyasında zehirlenen sosyopatın ta kendisiyim
taşar dolan ruhum bu gece rüyalara uyan
çürüyen beynimde bir fikir var duymak istermisin

sulietim aklının çukurunda kaybolur
okudukça senden bir şeyler var burda
yazdıkca benden et kemikten ayrılır baktıgın şu yüzün kalacak bir dünyası olmasada


6 Mart 2015 Cuma

bir düşün zanlısıydım

ölüme yaklaşıyorum her adım da hikayeler başlamadan bitecek kalkacan yerden elinde hiç bir şeyle yaşın ilerledikçe kucaklaşcan yalnızlıkla dost sanacaksın bu yalnızlığı da yazıyorum her gün


nerden geldi bu ölüm ?
yakıyor canımı
ölen kaçıncı can bu?


soğuyorum hayatımdan sürekli acılar var yaşıyabilecek miyim bilmiyorum bu canda bir ölüm var
gözlerimde renk mi var
almıyorum bir tat
anlamıyorum hiç bir şeyi tam
soğuyorum bu şehirden
her gün ayrı bela var
olmaz işte
başladıkça tekrardan olmaz işte
kaç dilde kaç heceyle kaç gecede anlatırsın da
olmaz işte
karanlığın içine doğarsın ölü biri olarak
olmaz işte
yoruldum çektiğim her nefeste ölmekten
bir oda içinde
göz çukurlarımın morluğu içinde çizgilerinde fay hattı yok
tükendim ümitsizleştim

28 Şubat 2015 Cumartesi

ki derdim de yok hüzün neden misafirim

gerginleşiyorum yaşadıkça oksijenin zehrinde derinleşiyor aklımdaki kuyu beni ayakta tutacak şey ne ? düşmek istiyorum yeraltımın gökyüzününe hiç okunmayacak satırlar kesecek bileklerimden yasaklandı mı şimdi gülmek ? güvenmiyorum kendime sana neden güveneyim ki ? nerden çıktı bu güven bir hayatın bitiminde hüzünlü bir şarkı gibi sevmiyorum kendimi kaybettiğim benliğimi hiç buldun mu kendini ölümün ucunda gelecek bir saat içinde tutabilcen mi kendini ayakta tutabilecek miyiz aklımızı bu kalbin büyüklüğünü göreceksin arafta zamanın karanlığında bilsen içimi titriyor gözlerim kendimde değilim katlanamıyorum kendime ağlıyorum bazen güvenmiyorum kendime sana neden güveneyim ki korkuyorum kendimden kimsesizlik den ses ver kime bu sessizliğim ? gürültü oldunuz hayatıma ses ver dedikçe zedeleniyor sürekli acılarım açıkcası kalmadı da tadım kanatlanıp uçmak istedim bütün agırlığımı bırakıp

27 Şubat 2015 Cuma

kimsesizleşiyorum

Fırtınalar var içimde
her estiğinde birilerini kopartan fırtınalar
Patlamalar var içimde
Big bang'ın adını söndürebilecek patlamalar

26 Şubat 2015 Perşembe

dipnot

hiç bir hikayenin sonu mutlu bitmiyor anlamadın mı ?
kaçıncı bu zarara uğrayan hep sol yanımdı
karardı umutlarımın kırıntısı
aşağıya atlamak istiyorum huzur yeraltında mı?
sürekli yazmak bir acının devamı
dahası
uyumak istiyorum
rahat birakin